Uzun zamandır turlarımızda gördüğümüz modern tarzdaki evlerden sonra bu defa şehrin ortasında bir çiftlik evini ziyaret ediyoruz. Açık renkler, ahşap öğeler ve rustik detaylarla çiftlik evi tarzının çok iyi bir örneği bu ev. Üstelik de evdeki bir çok ürün, detay hep el emeği…
İç Mimar Gizem Öykü, Zeynep Hanım ve Erol Bey’in Bahçeşehir’deki 190 m2’lik bu şık evi ile ilgili detayları anlattı.
“ŞEHİR KARMAŞASINDAN UZAK, DOĞA İLE İÇ İÇE”
Ev sahibi Zeynep Hanım evini ve taşınma serüvenini şu sözlerle anlatıyor: “2016 senesinde Şubat ayında taşındık. Bu evden önce 2+1 apartman dairesinde oturuyorduk. İkinci çocuğumuzun doğacağını öğrendikten sonra yeni bir ev arayışına girdik. Çünkü bizim için artık yeterli büyüklükte olmayacaktı. Daha büyük, daha ihtiyaçlarımızı karşılayacak, doğa ile iç içe olacak bir ev arayışına başladık.
Yoğun ve yorucu şehir hayatında biraz daha toprağa yakın olmak, biraz daha mesela yağan yağmurun toprağa düşüşünü görmek istiyorum dedim ve bahçeli bir ev bakmaya başladık. Çocukların eğitimi çok daha önemli olduğu için şehirden kaçmamız mümkün değildi. Şehirde ama şehrin karmaşasından biraz daha uzak bir yer olarak buradaki projeyi bulduk.
Eve girerken pek çok değişiklik yaptık. Salon, mutfak gibi alanlar istediğimiz ölçülerde değildi. Bazı duvarların da inşa edilmemesini istedik. Böylece daha geniş ve sıcak bir salonumuz oldu.”
SALON DEKORASYONU
Kızları Perisu ve oğulları Kuzey ile yaşadıkları bu iki katlı, çiftlik evi stilinin hakim olduğu dairede, salonda da birçok özellik bu stile yakın şekilde tasarlanmış. Masif ahşap mobilyalar üzerlerine eskitme uygulanarak country stile uymuş. Koltuklarda doğal keten kumaş seçilmiş ve mevsime göre üzerlerindeki kumaşlar değiştirilerek farklı renkler kullanılabiliyor.
Duvarlarda açık gri renk tercih edilirken, rustik tarzda aydınlatmalar tercih edilmiş. Bir çok aydınlatma da aslında bu evde lambaderler ve abajurlarla sağlanmış. Salonun genelinde açık renkler ve dekoratif eşyalar dikkat çekiyor.
YEMEK ALANI
“EVİMİZ 4+1 OLDU”
“Firma talebimizi kabul ederek bize normalden büyük bir yaşam alanı sağladı. Böylece evimiz 4+1 oldu. Toplam 189 m2 ve 2 katlı olan evde 100 m2 de bahçe alanımız var. 2 çocuk odası ve 1 odayı da giyinme odası olarak düzenledik. Yatak odasında firmanın yaptığı giyinme odasını atölyeye dönüştürdük. Şu an 2,5 banyo ve 1 kilerimiz var.
Taşınmadan önce evin tüm ana tadilatını yaptırdık. Bu tadilatlarda en önemli unsur her bir çocuk odasına birer giyinme odası yaptırmak oldu. Böylece çocuklarımız büyüdükçe değişecek gardırop ihtiyacını ortadan kaldırdık. Firmanın tasarladığı mutfak görsel ve işlevsel olarak bizim ihtiyaçlarımızı karşılamadığından tamamen kendimiz tasarlayarak Ikea’ya yaptırdık. Tadilat yaklaşık 2 ay sürdü. 2016 yılının şubat ayında de evimizde yaşamaya başladık.”
“AMERİKAN ÇİFTLİK EVİ KONSEPTİ İLE DEKORE ETTİK”
“Evimizin her odasını; bizim bir evden beklediğimiz rahatlığı, konforu, sıcaklığı, en önemlisi huzuru ve samimiyeti tam anlamıyla anlatan ve sevdiğimiz Amerikan çiftlik evi konsepti ile yıllar içerisinde yavaş yavaş dekore ettik. Hiçbir mobilyamızı alırken acele etmediğimiz gibi birçok eşyamızı da kendimiz imal ettik. Evimizde yaşadıkça zevklerimize göre kullanım alanlarını özelleştirdik. Örnek olarak eşimin ve benim kahveye olan düşkünlüğümüzden dolayı mutfaktan bağımsız kendimizin ve konuklarımızın rahatça kullanabileceği bir kahve köşesi tasarladık ve her şeyini kendimiz yaptık. Salonumuz tek bir geniş alandan oluşsa dahi farklı köşelerde farklı ihtiyaçlarımız için birbirinden bağımsız ancak birbirini bütünleyen alanlar yarattık. Salıncak fikri de böylece ortaya çıktı. Bu alanda hem çocuklar için eğlenceli hem de bizim için dinlenme, sakinleşme ve doğayı izlemek için konforlu bir alan oluştu.
Merdiven altında bulunan portmanto bizim için kullanışsız ve ihtiyaç duyulmayan bir bölümdü. Çabuk bozulan ürünler dışındaki malzemeleri toplu olarak almak alışverişe çıkma sıklığımızı azaltıyor. Bu nedenle ayrı bir depolama alanına ihtiyaç duyduğumuzu farkedip bu alanı kiler olarak değerlendirdik. Bütün rafları eşim tasarladı ve yaptı. Evimizin doğal bir manzarası olduğundan bu doğallığı evin içinde de devam ettirmek ve akışı sağlamak için mobilyalarda masif ahşap ve kumaş seçimlerinde de doğal keteni tercih ettik. Koltuklarımızı mevsimlere göre uyarlayabilmek için değiştirilebilir kılıflı modeller tercih ettik. Özellikle yatak odasında bulunan yoğun yeşil bitkiler bana evimin de kendi yaşamı olduğu hissini veriyor ve aynı zamanda doğanın evin içinde de devamını sağlıyorum.
Mesleğim gereği insanların kendi karekter özelliklerine, amaç ve beklentilerine göre stillerini belirleyerek gardıroplarını tasarlıyor, yaşam alanlarını aynı prensiplere göre düzenliyorum. Sanırım işi eve getirenlerdenim. Düzeni seven biriyim. Çocuklarım ve eşim de evi düzenli tutmamda bana oldukça destek veriyorlar. Evin işlerini haftalık planıma göre yapıyorum. Bu sayede dışarıdan bir yardımcı desteğine ihtiyaç duymadan organize olabiliyorum. Evimin her köşesinde dokunuşlarımızı görebilirsiniz. Bu da evimizin özgün ve bize ait olduğunu hissettiriyor.”
İzmir’de natürelliğin ön planda olduğu bir evdeyiz: Ruhumu evime yansıttım